Doğal Afet Sigortaları Kurumu (DASK), deprem riskine karşı etkili bir yönetim sağlamak amacıyla Bursa İrtibat Ofisi'nde “Deprem Risk Yönetiminde İş Birliği Buluşması” düzenleyerek kamuyu, iş dünyasını ve sigorta sektörünün temsilcilerini bir araya getirdi. Bu toplantıda, kurumlar arası iş birliğinin güçlendirilmesi, Zorunlu Deprem Sigortası'nın ekonomik dayanıklılığa katkısı ve poliçe yenilemelerinin sigortalılık oranları üzerindeki etkisi gibi konular tartışıldı.
DASK'ın İş Birliği ve Amaçları
Bursa İrtibat Ofisi'nde gerçekleştirilen buluşmada, DASK Genel Sekreteri Balkır Demirkan, toplantının amaçları hakkında bilgi verdi. DASK, sadece depremin ardından faaliyete geçecek bir operasyon merkezi olarak değil, aynı zamanda afet öncesi eğitimin, koordinasyonun ve iş birliğinin güçlenmesini sağlayan bir bölgesel merkez olarak aktif rol oynamaktadır. Bursa, Balıkesir, Çanakkale, Eskişehir, Bilecik ve Yalova gibi illeri kapsayan bu ofis, yaklaşık 6,5 milyon kişiye hizmet vermektedir. DASK, bugüne kadar 1.350 acente ve 95 kamu kurumu ile iş birliği yaparak, 2500’den fazla saha ziyareti gerçekleştirmiştir.
Sigorta Acentelerinin Rolü
Demirkan, sigorta acentelerinin, deprem güvencesinin toplumda yaygınlaştırılmasında kritik bir rol üstlendiğine dikkat çekti. Yeni sigorta poliçelerinin üretilmesi kadar mevcut poliçelerin zamanında yenilenmesinin de sistemi sürdürülebilir kıldığını ifade etti. Her bir DASK poliçesinin sadece bir konutu değil, ailelerin yeniden yapılandırılmasına, ticari hayatın hızla toparlanmasına ve kamu kaynakları üzerindeki yükün azalmasına katkı sağladığını belirtmiştir.
Deprem Güvencesi ve Sigorta Bilinci
Türkiye Sigorta Birliği Başkanı Ahmet Yaşar, ülkemizin deprem gerçeğiyle yüzleşen bir ülke olduğunu vurgulayarak afetlere karşı finansal dayanıklılığın artırılması gerektiğini ifade etti. DASK’ın yalnızca sigorta işlevi görmekle kalmayıp, afetlerin ardından vatandaşların yeniden toparlanmasını sağlayan stratejik bir güvence sunma rolü oynadığını dile getirdi. Ortak hedeflerinin, deprem güvencesiz konut bırakmamak ve sigorta bilincini toplumda yaygınlaştırmak olduğunu aktardı.
Yaşar, Zorunlu Afet Sigortası'nın uygulanmasıyla birlikte deprem riskinin yanı sıra, iklimle ilgili afetler, sel, taşkın ve diğer doğal felaketleri kapsayan daha kapsamlı bir güvence yapısına geçmenin önemini de belirtti. Bu yaklaşımın, Türkiye’nin COP31 sürecinde iklim dirençliliği, afetlere uygunluk ve sürdürülebilir finansman hedefleriyle de örtüştüğünü vurguladı.
Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı'nın Mekânsal Planlama Genel Müdürü ve DASK Yönetim Kurulu Üyesi Yavuz Erdal Kayapınar, dirençli şehirlerin inşasının sadece dayanıklı yapılarla kesinlikle mümkün olmadığını vurguladı. Kayapınar, bu sürecin etkili planlama, uygun arazi seçimi, güçlü altyapı, etkin koordinasyon ve toplumsal bilinçle birlikte yürütülmesi gerektiğini belirtti.
Çevre Bakanlığı'nın Şehircilik Vizyonu
Kayapınar, Bakanlığın “Yaşanabilir çevre, afetlere hazırlıklı, kimlikli ve akıllı şehirler” yönündeki vizyonu doğrultusunda faaliyetlerine devam ettiğini ifade etti. Güvenli şehir oluşturma amacı ile DASK'ın depremlerden kaynaklanan ekonomik kayıpları minimize etme çabalarının birbiriyle örtüştüğünü belirtti. Kayapınar, bu iki unsuru bir araya getirerek, sağlıklı ve destekleyici şehir planlamalarının önemini dile getirdi.
DASK'ın Hasar Yönetimindeki Rolü
DASK Yönetim Kurulu Başkanı Hande Akın, afetlere karşı dayanıklılığın yalnızca olay sonrası müdahale kapasitesi ile değil, risklerin önceden etkili bir şekilde yönetimi ve kurumlar arası iş birliği ile belirlendiğini aktardı. Akın, DASK’ın 25 yıl boyunca yaklaşık 11,6 milyon aktif poliçeye ulaştığını ve bu süre zarfında yaklaşık 42 milyar lira miktarında hasar ödemesi yaptığını ifade etti. DASK’ın sadece hasar tazmin eden bir kuruluş değil, aynı zamanda afet riski yönetimi sürecinin en önemli unsurlarından biri haline geldiğini vurguladı.
BTSO ve Bursa Valiliği İş Birliği
Bursa Ticaret ve Sanayi Odası Yönetim Kurulu Başkanı İbrahim Burkay, Marmara Bölgesi’nin Türkiye’nin hem üretim merkezi olduğunu hem de deprem riski açısından en tehlikeli alanlarından biri bulunduğunu belirtti. Burkay, doğru mekânsal planlamanın gerçekleştirilmesinin zaman kaybetmeksizin yapılması gerektiğini ifade etti. Ayrıca, TEKNOSAB bünyesinde uygulamaya konulan KOBİ OSB projesi kapsamında, şehir içindeki üretim alanlarının daha güvenli sanayi bölgelerine taşınmasının amaçlandığına dikkat çekti.
Bursa Vali Yardımcısı Salih Altun, afet yönetiminin disiplinlerarası bir anlayışla yürütülmesi gerektiğinin altını çizdi. Altun, Bursa'da İl Risk Azaltma Planı çalışmalarının Vali Erol Ayyıldız liderliğinde devam ettiğini ve DASK’ın da bu planlamada önemli bir rol üstlendiğini kaydetti.