Türkiye Sigorta Birliği (TSB) Başkanı Ahmet Yaşar, Azerbaycan’da düzenlenen Uluslararası Sigorta Forumu’nda önemli değerlendirmelerde bulundu. Bakü’deki etkinlikte, 25 farklı ülkeden gelen sektör temsilcileri ile bir araya gelen Yaşar, sigortacılığın ekonomik direnç ve sürdürülebilir kalkınma üzerindeki stratejik etkisini vurguladı. Türkiye’nin sigorta sektörünün 2030 hedeflerini de paylaşan Yaşar, koruma açığının azaltılması ve Türk Dünyası sigorta sektörü arasında iş birliği geliştirilmesi yönünde önemli bir çağrıda bulundu.
Küresel Risklerin Etkileri ve Sigortacılığın Rolü
Ahmet Yaşar, konuşmasında iklim değişikliği, doğal afetler, siber tehditler, yaşlanan nüfus ve yapay zekâ kaynaklı gelişmelerin yeni risk alanları yaratmasına dikkat çekti. Bu durumun, risklerin daha karmaşık ve büyük hale gelmesine yol açtığını ifade eden Yaşar, günümüzde sigortacılığın yalnızca hasar ödemekle yetinmeyip, risk yönetimi ve ekonomik güçlendirme gibi stratejik bir rol üstlendiğini belirtti. Sigortacının, toplumların dayanıklılığını artırma görevini de yerine getirdiğini söyleyen Yaşar, sigorta sistemlerinin, ekonomik kalkınmanın fonlanmasında ve toplumsal güvenin sağlanmasında kritik bir unsur olduğunu vurguladı. Forumda konuşulan konular arasında yer alan emeklilik sistemleri, reasürans çözümleri, afet dayanıklılığı, sağlık sigortası ve yapay zekâ gibi alanlar, gelecekte daha güvenli ve dayanıklı toplumlar oluşturma hedefini destekliyor.
Türkiye Sigorta Sektörünün 2030 Vizyonu
TSB Başkanı Ahmet Yaşar, Türkiye sigorta sektörünün son yıllarda kaydettiği hızlı büyümeyi değerlendirdi. 2026’nın ilk çeyrek verilerine göre sektörün aktif büyüklüğü 4,2 trilyon TL’ye yükselirken, öz sermayesinin ise 459 milyar TL’ye ulaştığını belirtti. Yılın ilk beş ayında toplam prim üretiminin 622 milyar TL seviyesine geldiğini belirten Yaşar, Türkiye’nin yaklaşık 31 milyar dolarlık üretim hacmi ile küresel sigorta pazarındaki önemli oyunculardan biri haline geldiğini vurguladı. Ancak asıl önceliğin daha fazla prim üretmek değil, daha çok insan ve işletmeyi güvence altına almak olduğunun altını çizdi. Yaşar, 2030 için belirlenen hedeflerin arasında 50 milyar dolar prim üretimi ve yüzde 5 sigorta penetrasyonu bulunuyor.
Koruma Açığının Önemi ve Çözüm Yolları
Yaşar, ekonomik kayıplarla sigortalı kayıplar arasındaki farkın minimize edilmesi gerektiğini ifade ederek, sigortasızlığın kendi başına bir risk teşkil ettiğini belirtti. Yüksek sigortalılık oranlarının sadece bireyleri değil, aynı zamanda işletmeleri, bankacılık sektörünü, kamu maliyesini ve genel ekonomik büyümeyi koruduğunu aktardı. Dayanıklı ekonomilerin, güçlü sigorta sistemleri ile mümkün olabileceğine dikkat çeken Yaşar, afetlere karşı hazırlıklı olmanın ve riskleri yönetmenin önemini vurguladı. Bu bağlamda, Türk Dünyası sigorta sektörleri arasında iş birliği güçlendirilmesi gerektiğine değinerek, ortak hedeflerin gerçekleştirilmesinde sinerji yaratılması gerektiğini söyledi.
Bireysel Emeklilik Sistemi (BES) Türkiye'nin ekonomik yapısına önemli katkılarda bulundu. Yapılan açıklamalara göre, BES ve Otomatik Katılım Sistemi kapsamında katılımcı sayısı 18 milyona ulaşırken, fon büyüklüğü ise 2,4 trilyon TL'yi geçmiştir. Bu çerçevede, sigorta şirketlerinin yönettiği fonlarla birlikte sektör genelinde toplam yönetilen kaynakların 3,5 trilyon TL'yi bulduğu kaydedilmiştir. Böylece sigorta sektörü, Türkiye'nin en büyük kurumsal yatırımcılarından biri konumuna gelmiştir.
Yapay Zekâ ve Güven İlişkisi
Sigortacılık alanında yapay zekanın sunduğu olanaklar, risk analizi, hasar yönetimi ve müşteri deneyimi açısından giderek önem kazanıyor. Ancak, sektörün önde gelen isimlerinden biri bu teknolojinin tek başına yeterli olmayacağını vurguluyor. Yapay zekanın sağladığı avantajların elde edilmesinde esas olan şeyin, güçlü kurumlar, sağlam düzenlemeler, etik ilkeler ve insan odaklı yaklaşımlar olduğu belirlendi. Ayrıca, gelecekte sektörün en başarılı oyuncularının yapay zekayı en hızlı benimseyenler değil, bu teknolojiyi güven ve sorumlulukla birleştiren şirketler olacağına dikkat çekildi.
Türk Dünyası Sigortacılığı'nda Birliktelik
Türk Dünyası sigorta sektörleri arasında iş birliğinin artmakta olduğunu belirten yetkililer, 2026 yılında Türkiye’nin ev sahipliği yapacağı Türk Dünyası Sigorta Birliği Genel Kurulu hakkında bilgi verdiler. Geçen yıl Azerbaycan’da düzenlenen ilk buluşmanın ardından, bu toplantının yeni iş birlikleri, ortak projeler ve stratejik kararlar almak için önemli bir platform olacağı ifade edildi. Öncelikli hedefler arasında sigorta bilincinin artırılması, koruma açığının azaltılması, reasürans kapasitesinin güçlendirilmesi, dijital dönüşüm ve nitelikli insan kaynağının geliştirilmesi yer aldı.
Gelecek İçin Güçlü Bir Sigorta Sektörü
Konuşmasında sigortacılığın yalnızca mevcut riskleri yönetmekle kalmayıp, aynı zamanda geleceği şekillendiren bir strateji olduğunu belirten yetkililer, güçlü bir sigorta sektörünün aynı zamanda güçlü bir ekonomi ve toplum yaratmanın da temel unsurlarından biri olduğunu ifade ettiler. Bu bağlamda, "Koruma açığını kapatan, tasarrufları büyüten ve dayanıklılığı artıran güçlü bir sigorta sektörü; güçlü Türkiye’nin ve güçlü Türk Dünyası’nın vazgeçilmez unsurudur," şeklindeki ifadelerle sektör paydaşlarına iş birliği çağrısında bulunuldu. "Gelin, geleceği birlikte sigortalayalım," sloganıyla sektördeki dayanışmaya vurgu yapıldı.