Allianz Trade, 2026'nın İlk 'Ülke Risk Atlası'nı Duyurdu!

Allianz Trade’in 2026 yılına ait Ülke Risk Atlası raporu, 2025 yılında 36 ülkenin risk notunun arttığını, 14 ülkenin ise azaldığını ortaya koydu.

Allianz Trade, 2026 yılının ilk Ülke Risk Atlası’nı kamuoyuna sundu. Bu rapor, küresel GSYİH’nin yaklaşık yüzde 94’ünü temsil eden 83 ülkeyi kapsıyor. Ülke Risk Atlası’nın sonuçlarına göre, ticari gerilimler ve çok sayıda risk faktörüne rağmen 36 ülkenin risk notunun yükseldiği, 14 ülkenin ise notunun düştüğü belirlendi. Özellikle Fransa, Belçika ve Amerika Birleşik Devletleri gibi büyük ekonomilerdeki risk indirimleri, şirketler için orta vadede dikkat edilmesi gereken potansiyel tehlikeleri ortaya koyuyor.

Risk Değerlendirme Süreci

Allianz Trade’in her çeyrek güncellenen bu raporu, tescilli bir risk derecelendirme modeli kullanılarak hazırlanmış olup, hem ekonomik hem de politik faktörler ışığında iş ortamına dair göstergeleri içermektedir. Rapor ayrıca sürdürülebilirlik unsurlarını da değerlendirmektedir. Söz konusu model, 17 kısa vadeli ve 18 orta vadeli göstergeyi bir araya getirerek ülke risklerini analiz etmektedir. Bu kapsamda, ülkelerin ekonomik sağlıklarını, siyasi istikrarlarını ve ticari faaliyetlerin sürdürülebilirliğini etkileyecek faktörleri göz önünde bulundurmak önemlidir. Öyle ki, bu göstergelerin birleşimi, şirketlere geleceğe yönelik önemli veriler sunarken, hangi ülkelerde yatırım yapmanın daha az risk taşımakta olduğunu da ortaya koyuyor.

Türkiye’nin Ekonomik Durumu

Raporda Türkiye'nin ekonomik görünümü dikkat çeken bir şekilde olumlu işaretler barındırıyor. Türkiye ekonomisinin 2026-2027 döneminde güçlü iç tüketim dinamikleri ve altınla ilişkili servet etkisinin etkisiyle yaklaşık yüzde 3,7 oranında bir büyüme kaydetmesi bekleniyor. Ancak, bununla birlikte devam eden enflasyon riskleri ve yüksek borçlanma maliyetleri, ülke içinde özellikle ihracat yapan firmalar için kâr marjlarını olumsuz şekilde etkilemekte. Bu gelişmeler, Türkiye’nin risk notunun iyileştirilmesinde etkili bir unsur haline geliyor. Türkiye’nin, risk notu artırılan ülkeler arasında yer alması, büyüyen iç pazarın ve ekonomik aktivitenin, zorluklar karşısında bile güçlü bir direnç gösterdiğinin bir kanıtı olarak değerlendiriliyor.

2025 yılı itibarıyla dünya genelindeki siyasî ve jeopolitik riskler yüksek seviyelerde seyretmeye devam ederken, Allianz Trade, 36 ülkenin risk notunu yukarı yönlü güncellemiştir. Aynı dönemde, 14 ülkenin risk notunun ise düşürüldüğü gözlemlenmiştir. Risk notları artırılan ülkeler arasında dikkat çeken isimler arasında Arjantin, Ekvador, Macaristan, İtalya, İspanya, Vietnam ve Türkiye yer almaktadır.

Analizlerin Önemi

Luca Moneta, Allianz Trade tarafından yapılan derecelendirmelerin şirketlerin ödeme risklerini etkileyen makroekonomik dinamikler hakkında kapsamlı bir analiz sunduğunu ifade etmiştir. Bu derecelendirme modeli, karar vericiler için ekonomik ve finansal dalgalanmalara karşı bir yol gösterici, yani bir "pusula" işlevi görmektedir. Farklı ülkelerin ekonomik durumları ve risk profilleri, bu analizlerle daha net bir biçimde anlaşılmakta ve böylece ilgili stratejilerin geliştirilmesine yardımcı olmaktadır. Bu tür önlemler, şirketlerin karşılaşabileceği olası finansal riskleri minimize etme amacı taşımaktadır.

Destekleyici Politikaların Rolü

Ana Boata, 2025'te gerçekleştirilen not artışlarının çoğunun daha destekleyici mali ve para politikaları ile sağlamlaşan makroekonomik temellerden kaynaklandığını vurgulamıştır. Bu durum, ülkelerin mali yapılarında ve ekonomik sağlık durumlarında bir iyileşme olduğunu göstermektedir. Devletlerin mali durumu ve izledikleri politikaların etkisi, uluslararası alandaki risk değerlendirmeleri açısından kritik bir yere sahiptir. Güçlü mali politikaların, ekonomik büyümeyi destekleyici etkileri, global ticaretin seyrini olumlu yönde etkileyebilir, bu da risk notlarının iyileştirilmesine zemin hazırlamaktadır.

Orta Vadeli Belirsizlikler

Analiz raporlarında dikkat çekilen bir diğer unsur, notu düşürülen ülke sayısının 2024 yılına kıyasla 5'ten 14'e çıkmış olmasıdır. Bu durum, özellikle Fransa, Belçika ve ABD gibi büyük ekonomilerde meydana gelen risk artışının dikkatle izlenmesi gerektiğini göstermektedir. Bu ülkelerin ekonomik durumu, küresel piyasalardaki belirsizliğin devam ettiğini ortaya koymaktadır. Aylin Somersan Coqui, küresel ekonomide yapay zekâ, demografi, iklim değişikliği ve ticaret düzenlemeleri gibi alanlarda yapısal dönüşüm yaşandığını belirtmiş ve şirketlerin, ülke bazlı risk yönetiminde daha seçici bir yaklaşım benimsemeleri gerektiğini ifade etmiştir. Ayrıca, transfer ve konvertibilite koşullarıyla mali ve ticari risklerin titizlikle izlenmesinin oldukça hayati bir önem taşıdığına dikkat çekmiştir.

İLGİLİ HABERLER