2026'da Üretimden Çok Portföy Kalitesine Yöneliyoruz

TOBB SAİK Başkan Yardımcısı ve E.S.A.D Başkanı Ersoy Kocamanoğlu, hayat dışı sigorta sektörünün 2025 yılında büyümeden çok daha çok yönetim kalitesine odaklanacağını ifade etti.

TOBB SAİK Başkan Yardımcısı ve E.S.A.D. Başkanı Ersoy Kocamanoğlu, hayat dışı sigorta sektörü hakkında 2025 yılının, büyümenin ötesinde yönetim kalitesine odaklanacağını belirtti. Kocamanoğlu, 2026’nın ise seçici üretim, teknik disiplin ve sürdürülebilir acentelik modelinin ön plana çıkacağına dikkat çekti.

2025 Yılına Genel Bakış

TOBB Sigorta Acenteleri İcra Komitesi Başkan Yardımcısı ve Ege Sigorta Acenteleri Derneği (ESAD) Yönetim Kurulu Başkanı Ersoy Kocamanoğlu, 2025 yılına dair hayat dışı prim üretim verilerini mercek altına aldı. Kocamanoğlu, sektörün yılsonunda toplamda 1,044 trilyon TL prim üretimi gerçekleştirdiğini ifade etti. Bu üretimin toplam nominal büyüme oranı ise yüzde 41,33 olarak kaydedildi. Ancak reel büyümenin yüzde 7,98 seviyesinde kalması, sektördeki gelişmelerin daha derin bir analiz gerektirdiğini göstermekte. Kocamanoğlu'nun vurguladığı gibi, bu durum, sadece büyümenin yeterli olmadığını, aynı zamanda yönetim kalitesinin de önemli bir faktör haline geldiğini ortaya koyuyor.

Nominal Büyümenin Analizi

Kocamanoğlu, 2025 yılına ait rakamların iki önemli boyut içerdiğine dikkat çekerek, nominal büyümenin güçlü olduğunu, ancak reel büyümenin sınırlı kaldığını vurguladı. “Nominalde güçlü bir büyüme var; ancak reel olarak baktığımızda bunun önemli bir kısmı fiyat artışları ve enflasyon etkisinden kaynaklanıyor.” şeklinde konuşan Kocamanoğlu, bu durumun, yalnızca üretimin başarı olarak kabul edildiği dönemin artık sona erdiğini net bir şekilde gösterdiğini belirtti. Bu, sektördeki oyuncuların fiyatlandırma stratejilerini gözden geçirmeleri gerektiği anlamına geliyor.

Sektördeki Konsolidasyon ve Sermaye Etkisi

2025 yılına dair sektörün genel durumu hakkında Kocamanoğlu, “Ölçek ve sermaye gücü belirleyici hale geldi. Pazar üst segmentte konsolide olurken, küçük ve orta ölçekli oyuncuların rekabet alanı daraldı.” ifadeleriyle dikkat çekti. Ayrıca, birçok şirketin nominal olarak büyümekle birlikte, reel anlamda daralma yaşadığını da sözlerine ekledi. Bu durum, sektörde teknik kârlılığın, üretimden daha fazla önem kazandığının altını çizmektedir. Kocamanoğlu’nun analizleri, gelecekte sektör oyuncularının stratejilerini yeniden belirlemeleri gerektiğini göstermekte ve sürdürülebilir bir büyüme için farklı yaklaşımlar geliştirilmesi gerektiğini vurgulamaktadır.

Acentelere yönelik yapılan değerlendirmelerde 2025 yılı, sektörde bazı temel sıkıntıların yaşandığı bir dönem olarak öne çıkıyor. Kocamanoğlu, bu yıl içinde fiyatlama disiplininin zayıf olduğu portföylerin belirgin riskler yarattığını ifade etti. Ayrıca, hasar frekanslarının artışı ve maliyet baskılarının etkisiyle özellikle otomotiv ve sağlık sigortalarında marjların büyük baskı altında kaldığına dikkat çekti. Şirketlerin, 2026 yılına girerken daha seçici, kontrollü ve kârlılığı ön planda tutan üretim politikalarına geçiş yapma zorunluluğu bulunduğunu belirtti.

2026 Yılı Portföy Kalitesinin Ön Planda Olacağı Bir Dönem Olacak

Kocamanoğlu, 2026 yılının, üretim açısından değil portföy kalitesi açısından önemli bir yıl olarak dikkat çekeceğini vurguladı. Bu yıl, sigorta sektöründe portföy kalitesinin, teknik disiplinin ve sürdürülebilir acenteliğin ön plana çıkmasına sahne olacak. Acentelerin portföy kalitesi, branş dengesizliği, hasar geçmişi gibi unsurların yanı sıra uzun vadeli müşteri ilişkilerine de odaklanması gerekecek. Kocamanoğlu, 2025 yılının sektörde sadece büyüme değil, aynı zamanda yönetim kalitesinin de en ön saflarda yer aldığı bir yıl olduğunu aktardı. 2026 yılında başarılı olabilecek firmaların, doğru risk yönetimini gerçekleştiren, fiyatlama disiplinini koruyan ve acentelerini destekleyen kuruluşlar olacağını sözlerine ekledi.

Sigorta Sektöründe Gelecekteki Trendler

Sektör uzmanları, 2026 yılında sigorta şirketlerinin daha fazla risk yönetimi ve maliyet kontrolü üzerinde yoğunlaşacaklarını öngörüyor. Acentelerin, portföy kalitesinin yanı sıra müşteri memnuniyetini artırmaya yönelik stratejik adımlar atmaları bekleniyor. Özellikle dijital dönüşüm sürecinin hızlandığı günümüzde, müşterilere daha iyi deneyimler sunmak adına teknoloji entegrasyonuna önem verilmesi gerekecek. Gelecek yıllarda, müşteri ilişkilerini güçlendirmek ve kalıcı etki oluşturmak adına verilerin analizi de kritik bir rol oynayacak. Dönemsel hasar oranlarının ve müşteri taleplerinin analizi, şirketlerin stratejilerini şekillendirmede etkili olacak. Bu da, sektörde rekabet avantajı sağlamaları açısından oldukça önemli bir unsur olarak öne çıkıyor.

İLGİLİ HABERLER